Ana Sayfa Seyahat Notları Tahran

Tahran

Sabah Tahran'a vardıktan sonra Bazaar'a doğru yola koyulduk. Trafik Tebriz'deki kadar yoğun ama buradaki trafikte motosikletler o kadar çok ki bir sure sonra yollarda sadece motosikletlerin sesleri duyuluyor. Bazaardan hotel Mashad'a doğru Polonyalı ekiple yürüdük, Tebriz'de bize katılan iki Polonyalı ile birlikte. Yolda, caddeye konulmuş hoparlörlerden ağıt gibi bir ilahi duyuluyor, Farisi sözcüklerden sadece 'Kerbela', 'şehidi' kelimelerini seçebiliyorum. Dükkânlarda, otobüslerde de Hz Ali'nin resimleri göze çarpıyor.

Tahran, 13. yy a kadar ilim şehri olan Rey'in bir kasabası iken, Moğolların gelişinden sonra yıldızı parlamaya başlamış. Simdi ise 16 milyon nüfuslu bir başkent.

Otele yerleştikten sonra etrafı dolaşmaya çıktım. Kaldığım otel İmam Humeyni meydanına ve müzelere çok yakın. Ayrıca metro ile eski Amerikan konsolosluğunun olduğu yere kadar gidiliyor. Bir iki müzeyi geziyorum ama nedense Tahran beni pek cezbetmiyor, Ankara’yı anımsatıyor. Kara çarşaflarına ilaveten beyaz eldiven giyen ya da başörtülerini yarıya kadar açan kadınlara çokça rastlıyorum. İmam Humeyni meydanındaki caddeleri geziyorum.

Akşam otele vardığımda, otelin karsısındaki caminin önüne kurulmuş hoparlörlerden son ses yayın yapılıyor ve yoldan geçenlere hayrat olarak tatlı ve meyve suyu ikram ediyorlardı. Resepsiyondaki elemana sebebini sorduğumda 12 imam ve mehdi ile ilgili bir bayram olduğunu söyledi. Yarın resmi tatilmiş.

Tahran'da fazla kalmaya niyetim yok, nedense bu şehre pek ısınamadım. Demavende çıkacak Polonyalı ekiple vedalaşıp sabah erkenden yola koyuldum. Resmi tatil olduğu için yollarda araba pek yok, olabilecek en bos hali ile Tahran. Daha önceden okuduğum yazılarda Tahran'daki trafiğin inanılmaz yoğun olduğu yazıyordu, ancak kısmetimde Tahranı böyle görmek de varmış..

Tahranda, ikisi İmam Humeyni meydanında kesişen üç metro hattı var. 'Terminal-i Cenub' istikametindekine binip terminale geldikten sonra artık 'yek nefer' İsfahan'a doğru yola devam ediyorum.


Seyahat

Yedek bataryanızı da yanınızda bulundurun. İki batarya çoğunlukla yeterli oluyor. Sadece Kathmandu ve Siem Reap'de üç bataryayı bir gün içerisinde tükettim.