Ana Sayfa Seyahat Notları Şiraz

Şiraz

İran denince akla İsfahan, mollalar, Acem bahçeleri kadar Persler ve şairleri de geliyor. O yüzden güneye, Şiraz’a doğru gitmeye karar veriyorum. Özellikle de Persepolis'i görmek için.. İsfahan'daki otelden sabah erkenden çıktıktan sonra Terminal Kaveh'e yola koyuldum.

Yolculuk sekiz saat sürüyor. Tahran-Isfahan yolunun aksine, yol boyunca köyler, kasabalar geçiyoruz, çok olmasa da yeşillik, ağaçlar yol boyunca uzanıyor.

Hotel Anvari'ye yerleştikten sonra etrafı gezmeye çıkıyorum. Hotel, Meydan-I Şuheda' ya çok yakın, o yüzden ilk sırada Arg-e Karim Khan kalesi var. Kale, dört burçlu, ufak bir kale, şehrin merkezinde yer alıyor. Yeni restore edilmiş, içeride görecek çok fazla bir şey yok, zaten kapıdaki görevli de bilet sorma ihtiyacı hissetmeden içeri bıraktı beni. Hotele döndüğümde resepsiyondaki eleman yarın için Persepolis'e tur düzenlediklerini söylüyor, 15 000 tümene. Çok para. Teşekkür edip kendim gideceğimi söyledim.

Ertesi sabah erkenden kalkıp önce terminale ardından da Marvdesht'e kadar dolmuşla geldim. Persepolis, kasabanın 14 km kadar dışında, o yüzden buradan da ortak taksi tutmak gerekiyor. Persepolis'e yaklaştığımızda taksideki müşterilerden biri ile muhabbete başlıyor. Üniversitede hocaymış, aynı zamanda Persepolis'e düzenlenen turlarda rehberlik yapıyormuş, bu turlar sayesinde de İngilizcesini epey ilerletmiş. İran’da İngilizce pek yaygın değil, Farsçadan sonra Fransızca daha yaygın. Belki bunda İmam Humeyni'nin Şah döneminde Fransa'da sürgünde yasamasının payı olabilir. Kartvizitini uzattığında adi ilgimi çekti, Dariuş. Eski Pers krallarının adları gibi. Bunu söylediğimde İran’da bu adin oldukça yaygın olduğunu söyledi. İranlılar acaba eski Zerdüşt Perslilere kendilerini ne kadar yakın hissediyorlar diye düşünmeden edemiyor insan, çünkü mevcut dini yönetimin Persepolis'e sıcak bakmadığını duymuştum.

Persepolis ‘in tarihi milattan önce 500'lu yıllara kadar uzanıyor. Darius I zamanında yapımına başlanmış. Toplam 126 donum üzerine kurulu şehir, yeni yıl kutlamalarında krallığın her tarafından gelenlerin krala sunumlarında ev sahipliği yapıyormuş. Milattan önce 331 yılında ise şehir Büyük Iskender tarafından yakılmış.

Şehre, Xerces girişinden girdim, bir başka adi ile 'Tüm kavimler kapısı' ndan. Insan başlı boğa heykelleri girişin her iki yanında yer alıyor. Ardından Apadana sarayı, 100 kolonlar sarayı, hazine, Darius ve Artaxerxes' in sarayları.. Hazine kısmında, Büyük İskender’in tüm hazineyi 3000 deveyle taşıdığı yazıyor. Kabartmalarda kral, dönemin askerleri, krala hediye götüren halk, boğa ile aslan’ in kapışmaları yer alıyor.

Apadana sarayında, kanatlı yüzük ile sembolize edilen Zerdüşt tanrısı Ahuramazda kolonlardan birinin tepesinde gözüme çarpıyor. İki saate yakın gezdikten sonra kalıntıların hemen yanında yer alan ve Persepolis'e biraz yukarıdan bakan Artaxerxes II' nin mezarının olduğu yere çıktım, buradan şehrin görünüşü daha belirgin. Kral ve esinin olduğu taş mezarın üst kabartmasında, kral ve Ahuramazda resmedilmiş. Perspolis'e uzaktan bakınca, insan sarayların yakılıp yıkılmadan önceki hallerini, etrafta yanan ateşleri, zamanın askerlerini hayal ediyor..

Persepolis'ten Marvdesht'e, ardından Şiraz’a dolmuşla geri döndüm. Dolmuş şoförü keyfine çok düşkün biri sanırım, yolda giderken termostan çayını doldurup direksiyon sallarken bir taraftan da çayını içiyor. Toplam gidiş geliş 3500 tümen tutmuş.

Terminalin oradan taksi ile Hafız’ın mezarının olduğu yere geldim. Oldukça güzel bir bahçenin içinde yer alıyor şairin mezarı, kasvetli bir mezarlık değil de insanların gelip rahatlayacakları bir yer olarak yapılmış. Şiraz’dan ayrılmadan önce buranın pazarına doğru yöneliyorum. Pazar, geniş bir yolun kestiği, turistlerden çok yerli halka hitap eden bir pazar. Bir tarafında baharatçılar, kumaşçılar, çantacılar, incik-boncukçular, kumaşçılar, yüzük satanlar gibi değişik değişik dükkânlar var. Diğer tarafta ise kumaş satanlar çoğunlukta. Dikkatimi çeken şey kadın kumaşlarının simli, parlak, ışıltılı olması. Sanki dışına giydikleri kara çarşafları bunları giyerek dengelemek isterlermiş gibi..

Terminale Yezd'e bilet almak için gittiğimde sorduğum firmaların hepsi yer olmadığını söylediler. Okulların, üniversitelerin açılma dönemiymiş. Sonunda bilet buldum ama normal fiyatının yarısından ucuza! Hiçte hayra alamet değil.. Otobüs gelince gördüm ki şüphelerimde hâksiz değilmişim. Sekiz saatlik yolu fi tarihinden kalma bir 302 ile gitmek zorundayım.


Seyahat

İran'dan Nepal'e kadar çoğunlukla otobüs kullandım. Ancak bu otobüslerin çok da konforlu olmadığını söylemem gerek. Ayrıca Doğu'da otobüslerin her zaman zamanında kalmadığını belirtmeliyim. Otobüsün kalkış saatinden önce orada bulunun.