Ana Sayfa Seyahat Notları Jaipur

Jaipur

Laxman Jhula'daki hotelden sabah ayrıldıktan sonra, önce Rishikesh'e ardından bir rikşa ile Jaipur otobüslerin kalktığı Haridwar'a geçiş bir saate yakın sürdü. Haridwar'a girişte 30 metrelik bir Şiva heykeli, yola doğru yüzünü dönmüş, nehrin kenarında duruyordu. Burada çok sayıda köprü ve nehir kenarında pek çok ghat yoldan gözüküyor.

Jaipur biletini alırken yataklı olanını seçtim, ilk defa tecrübe edicem. Ama otobüsün kalkmasına daha çok varmış. Oturup etrafı biraz seyre koyuldum. Arada dilenciler gelip para dileniyor, dondurma satıcıları arabalarıyla dolanıyor, inekler de özgürce ortalıkta dolaşıyor.. Burası ineklerin cenneti. Beklerken, bandolu, kalabalık bir grup terminalin hemen yakınından resmi geçit yapar gibi geçti. Grubun en önündeki süslenmiş bir filin üzerinde, yine süslenmiş bir çocuk oturtmuşlar.

Nihayet otobüs kalktı, ben de normal yolcu koltuklarının üzerinde yer alan kabin benzeri yerime geçtim. Otobüs hareket ettikten sonra da hatamı anladım. Yüksekte olması sebebiyle yolda inanılmaz sallanıyor, o taraftan bu tarafa gidiyorsunuz. Hintli şoförlerin maharetleri de buna dahil, elemanlar lunaparklardaki çarpışan otoları kullanır gibi kullanıyorlar. Yol da uzun, 13 saate yakın. Oradan buraya çarpmalar sırasında kulaklığı da zayi olarak verdim.

Terminale gelince, hotel çığırtkanlarından hemen siyilip rehberdeki otellerden birine yerleştikten sonra etrafı turlamaya başladım, ancak hava oldukça sıcak. Racistan kendini belli ediyor.

Jaipur, Racistan eyaletinin başkenti ve en büyük şehri. Nam-i diğer 'Kırmızı şehir', şehrin eski kısımlarındaki binaların renginden dolay bu adı almış. Burası ayni zamanda tur operatörlerinin Delhi-Agra-Jaipur 'Altın Üçgeninin' Racistan'daki ayağı, yani fazla turistik. Adını, kurulusunu 17 yy'daki savaşçı-astronom Maharaja Jai Sigh II'den alıyormuş. Hindistan'daki Moğol hükümdarlığı zayıflamaya başlayınca Maharaja’ da şehri kurmaya karar vermiş.

Mirza Ismail caddesi boyunca ilerledim. Etrafta oldukça fazla mücevherat, değerli taş işletmesi var. Değerli ve yâri değerli taşların kesme, parlatma ve işlenme yeri, işçi ücretlerinin düşük olması nedeniyle Jaipur imiş. Ayrıca diğer ülkelerden çıkartılan birçok tas ham madde olarak buraya getirilip, islendikten sonra tekrar dünya piyasasına sunuluyormuş.

Hindistan'daki işçi ücretlerinin düşüklüğü de meşhur. Yanlış hatırlamıyorsam Reuters ya da onun gibi sürekli haber geçen ajanslardan biri, bir yazılım firması ile gelen tüm haberleri içeriğine göre kategorilendirecek uygulama istediğinde, yazılım maliyeti fazla gelince, yazılımdan vazgeçip onun yerine Hindistan'da 500 kişiyi ise alıp tüm haberleri buraya yönlendirmeyi kararlaştırmışlar. Hindistan’ın nüfusu az buz da değil, elli yıl sonra Cin nüfusunu geçeceklermiş.

Cadde boyunca ilerlerken bisikletli rikşadan dilencisine, çocuklardan esnafına kadar ortalıkta dolasan tek turist bana herkes sürekli 'Hello, where are you from' diye laf atıyordu. Sanki insanine iradesini sınamak isterlermiş gibiler. İki kilometrelik yol boyunca abartısız nerdeyse her adımda bu şekilde laf atmalara maruz kalıyor insan. Pek ilgilenmeden yoluma devam ettim.

Derken yanıma birisi yanaşıp ne tarafa gittiğimi sordu. Önce 'Hawa Mahal'i görmeye niyetliyim, 'Ajmeri Gate' dedim. O da o tarafa gidiyormuş, yolu gösterebilirmiş. Biraz konuştuk. Katmandu’da arkadaşı varmış, istersem yardımcı olabilirmiş. Cevap vermeyip konuyu kapattım. Bir sokağın başına geldiğimizde, biraz ileride turistlerin şehri kuşbakışı gördüğü bir kuleden bahsetti. Gitmeye niyetli değilim, zaten haritada da gözükmüyor. Üsteliyor, restoranı da varmış. Yola devam etmek üzereyken sokağın başında bekleyenlerden bir başkası daha gelip neden sinirli olduğumu, adamın dediği gibi bir yerin gerçekten olduğunu, pek çok turistin gittiğini söyledi. Derken aralarında bir şeyler konuştular, biraz daha üstelemek isterlerken onları birikip yürümeye devam ettim.

Ajmeri kapısından içeri girince pembe şehir daha çok kendini belli ediyor. Yol kenarında sıralı pembe renkli dükkânlarda bisiklet tamircilerinden baharatçılara, beyaz eşya satanlardan boyacılara kadar turlu turlu işyeri var. Yollarda bu sefer deve arabaları da trafikte, bisikletli rikşalar da epey fazla.

Hawa Mahal ya da 'Rüzgarlar Sarayı', pembe renkli, bal peteği desenli pencereleri ile Jaipur ‘un en önde gelen turistik yapısı. On tarafı beş katli, arka tarafında dikkate değer fazla bir şey yok. Raja ailesindeki kadınların ve haremdekilerin şehrin ana caddesini gözleyebilmeleri için yapılmış. Besinci kattan tüm Jaipur gözüküyor.

Ardından şehir yakınlardaki şehir sarayını gezdim. Birbirine bağlı avlular, müzeler var. Sarayın bazı bölümleri Ozel alan olarak ayrılmış, ziyarete kapalı. Son maharajanın oğlu ve ailesi halen burada ikamet ediyormuş.

Sokak başındaki kobra oynat içişini biraz izledikten sonra, sarayın karsısındaki Jantar Mantar'a girdim. Burası eski bir gözlemevi. Astronomiye meraklı Raja tarafından 18 yy'da yaptırılmış. Hindistan'da bu gözlemevlerinden beş tane varmış, su an dört tanesi ayakta. Buradaki, Delhi'dekinden daha büyük ve gösterişliymiş.

Büyük bir alanda taş, mermer, demirden çeşitli şekillerde yapıların olduğu bir yer burası. Yapıların yanındaki levhalarda hangi ölçüm için kullanıldıkları yazıyor, ayrıca modern astronomi kurumları tarafından doğruluklarının test edildikleri de. Kimisi güneşin yörüngesini tayin için, kimisi takım yıldızların hareketleri için tasarlanmış. Mermer ya da metal yüzeylerde, çentikler, harfler, yazılar var. Bir köşede de astrolojik takım yıldızlar için tasarlanmış bir grup yapı mevcut.

Akşam hotele döndüğümde, resepsiyondaki elemana haritayı gösterip sordum, sabahki adamların gösterdikleri yerde böyle bir yapı olmadığını söyledi.


Seyahat

Vietnam'da "Open Bus Ticket" aldığınızda tur otobüsü yolcuları çoğunlukla anlaşmalı hotelin önünde bırakıyor. Bu hotellerin fiyatları bazen uygun oluyor, bazen de pahalı oluyor. Pahalı ise civarda daha uygun yerler bulunabiliyor.