Ana Sayfa Seyahat Notları Dharamsala

Dharamsala

Amritsar'daki Sihlerin kutsal Altın Tapınaklarından sonra Dharamsala'ya, Himalaya'nın eteklerine doğru yola devam ettim.

Amritsar'dan Dharamsala'ya giden otobüslerin bulunduğu terminal, bir kenar mahallenin hemen kıyısında. İnsanların yaşadıkları çadırlar bez, teneke ve naylon kaplı, çoğunlukla siyah renkli, göçebe çadırlarını andırıyor. Çocuklar yarı çıplak ortalıklarda dolaşıyor, bazıları gelip para istiyorlar. Önümdeki sığ, çamurlu suda yaşlı bir Hintli kadın banyo yaparken, biraz ilerisinde bir adam da kap kaçaklarını yıkamakla meşguldü.

Yarım gibi otobüs kalktı, Himalaya bölgesine ait bir resmi otobüs. Şoför inanılmaz deli kullanıyor, tüm yol dolu olmasına rağmen hız kesmeden sürekli korna çalarak aralarına dalıyor, solluyor, çarpmaya ramak kalmışken geçiyor. Gördüğüm kadarı ile buralarda frenden sonra arabanın en önemli aksamı korna. Eğer korna bozulursa, bu frenlerin patlaması ile eşdeğer bir felaket demek.

Yolun yarısından sonra, otobüs yükseklere doğru tırmanmaya başladıkça etraf da değişmeye başladı. Yol kenarlarında görünen maymunlar, ağaçlar, gittikçe soğuyan hava, sisler.. 16 saatin sonunda Dharamsala'ya hava kararmaya yakın vardı otobüsümüz.

Dharamsala, yukarı ve aşağı Dharamsala olmak üzere iki bölgeden oluşuyor, ikisi arasında 10 kilometre kadar fark var. Gideceğim yer, yukarı Dharamsala, diğer bir adi ile McLeod Ganj. Bu yer aynı zamanda sürgündeki Tibet hükûmeti ile birlikte anılıyor. 1959 da 14. Dalai Lama, Tenzin Gyatso, Çin hükûmeti tarafından Tibet'ten sürgün edildiğinde, Hindistan'a iltica talebi kabul edilmiş, konağı da burada. Kısacası, Dalai Lama’nın mekânındayız...

Otobüsün biriktiği yerden ciplerle daha yukarılara doğru tırmanmak gerekiyor. Benimle birlikte gelen Tammy adında bir İsrailli kız daha var. Gerçi bu çok garip da değil, çünkü buralarda İsrailli çok zevat var. Sevgilisinden ayrılmış, ardından kafayı kırıp Hindistan'a gelmeye karar vermiş.

Bir guest house'a yerleştikten sonra ertesi gün biraz dolaşmaya çıktım. Hava soğuk, kapalı ve nemli, sanki biraz sonra yağmur yağacakmış gibi. Her taraf ağaçlık, ormanlık, yeşillik. Yüksek dağların arasında, eğimli, dar sokakları var McLeod Ganj'in. Derin bir vadiye bakıyor, arkasını dayadığı dağların zirveleri sürekli sis içinde. Kaldığım üç gün boyunca sadece bir kaç saatliğine sis kalktığında görebildim zirveyi. Teneke çatılı evler sanki birbirine geçmiş gibi, daracık sokaklar, merdivenlerle birbirlerinden ayrılmışlar.

Sokakların görünüşü Hindistan sokaklarından biraz daha farklı. Bordo renkli keşişler her yerde görülüyor. Vakt-i zamanında Frankfurt'ta McDonalds sırasında bekleyen keşişleri gördükten sonra buradaki cep telefonu ile konuşan, ellerinde vcd'li Budist keşişleri beni fazla şaşırtmıyor artık. Tibetli gençler sokaklarda motorlarla dolaşırken, Tibet işi el sanatı satanlar yol kenarındaki tezgahlarda duruyor. Ama dükkân sahiplerinin nedense çoğunluğu Hintli. Tibet ile ilgili yârdim dernekleri, özgürlük dernekleri de var. Reiki, yoga, meditasyon, Tibet mutfağı ilanları duvarlarda asılı, ki aralarında İbranice olanları da mevcut. Bazı yoga kurslarının deneme dersi var, bazıları da mucizevi gelişme vadediyor.

Yoga, Reiki kurslarının çoğunlukta olduğu yer aslında buradan da iki kilometre uzaktaki Dharmkot köyünde. Manzarası çok daha güzel. Oraya gittiğimde vadiye bakıp sarma sigara içen iki İsrailli elemanın yanına sütlü cay içmek için yanaştım. Yoga, reiki ile pek işleri yokmuş, kafa dinleyip otlamak için gelmişler onca yolu. Geri dönerken aşağıda, bir evin genişçe terasında meditasyon yapanlar görülüyor. Buradaki kurslar, öğrencilere kalacak yer de sağlıyor.

Meydandan aşağıya doğru yürüyüp, yol üzerindeki dua çarklarını çevirdikten sonra Tsuglagkhang tapınağına geldim. Duvarlarda Dalai Lama’nın 'Gandi ve Ruhaniyeti' konulu geçmiş tarihli konferansının ilanları yapıştırılmış.

Tapınağın avlusuna girdiğimizde, Budist keşişleri bordo renkli kıyafetleri içinde 'tartışma alıştırması' yapıyorlardı. Aralarında tek tuk de olsa kafasını kazıtmış batılı keşişler de var. Bu alıştırmayı yaparken ikili gruplar halindeki kesişlerden, biri otururken diğeri ayakta sürekli konuşuyor, konuşurken de arada bir diğer keşişe doğru ellerini çırpıyor. Birine sordum, Budist felsefe üzerine tartışıyorlarmış, birinin 'ak' dediğine öbürü 'kara' diyormuş, diğerine kabul ettirmeye çalışıyormuş. Tapınağın içinde ise, yaşlı bir keşiş genç keşişlere ders veriyordu, yüzünü Tibet’e doğru dönmüş iki Tibet tanrı heykelinin önünde.

Burada geçirdiğim 3-4 günün ardından tekrar otobüs bileti aldım, yine Himalaya bölgesine ait resmi bir otobüse, ama bu sefer güneye, Rishikesh'e doğru istikamet. Otobüste Pinar adında Almanyalı Turk ile Isabella adında bir Alman var. Üç haftalık reiki kursu almışlar, söylediklerine göre hocaları dersleri gönüllü olarak veriyormuş.

Aksam 8 gibi otobüs kalktı. Biletim önlerden, otobüsün arka tarafları çok sıçratıyor. Gerçi çok fark etmiyor bu, otobüs böyle olduktan sonra. Şoför içinse söylenecek fazla bir şey yok, bu otobüs şoförü de manyak çıkıyor.


Seyahat

Pek çok yerde bisiklet kiralayabilirsiniz. Günlüğü 1-2 $ civarında oluyor. Bisikleti kiralarken kilidini kontrol edin.