Ana Sayfa Seyahat Notları Belucistan

Belucistan

Çöl, belki de Belucistan'i anlatan en kısa sözcük.

Taş, çakıl ve kum çölü..

Sabah vardığımız Zahedan'dan sınır kasabası Mirjaveh'e doğru yol alırken uzaktaki dağların, sislerin arasında arka arkaya farklı tonlarda duruşları insanda sanki Mordor'da imiş hissini uyandırıyor.

Uzayıp giden ufka doğru baktığınızda doğanın sertliği, ıssızlığı tüm açıklığıyla gözler önünde. Lut çolunu gece geçtim, o yüzden çok fazla görme imkânım olmadı ama bir çölü, Taftan çölünü üstelik içinden geçerek daha yakından görüyorum.

Mirjaveh yakınlarındaki sınır kapısı, İran’ın Pakistan ile olan tek sınır kapısı. Iran tarafında işim fazla uzun sürmedi. Pakistan tarafında da sadece pasaportumdaki vizeye bakılıp deftere adim yazıldıktan sonra Pakistan tarafına, Taftan'a geçtim. Aralarında fazla bir mesafe yok ama bu değişiklik o kadara bariz belli oluyor ki, sanki görünmez bir perde ile ayrılmış gibi. Hemen para bozanlar etrafıma doluştu. Cebimdeki tümenleri Pakistan rupisine çevirdikten sonra Quetta'ya gidecek araçlara baktım. Sadece bir otobüs ve bir sürü Toyota marka cip var görünürde. Cipler daha pahalı, toplam ücreti - ki 3000 rupi civarı - bölününce daha uygun, lakin benimle beraber sınır gecen fazla kimse yok. Gecenler ise Pakistanlı ve otobüsün kalkmasını bir kenarda ya uyuyarak ya da çene çalarak bekliyorlar. Çaresiz onlarla birlikte otobüsün kalkmasını beklemek zorundayım.

Belucistan Iran, Pakistan ve Umman Denizi arasında kalan tenha bölge. Yerlileri Beluciler. Çoğunun başında işlemeli kepleri var. Görünüşlerinden - ve kokularından - ayırt edilmeleri kolay. Buralar ayni zamanda uyuşturucu, aşiretler ve kaçakçılık bölgeleri. Otobüsümüzün istikameti de Belucistan ‘in başkenti Quetta'ya doğru. Zaten buradaki günün en önemli olay bu otobüsün kalkışı imiş.

Otobüs kalkmadan evvel etrafı geziyorum. Otobüsün kalkmasına saatler var, öğleden sonra dörtte kalkacakmış.

Etraf kuru, çorak.. Buralarda zaman daha da yavaş akıyor. Rüzgar biraz hızlı estiğinde ise tozu toprağı birbirine katıyor. Burayı kendi haline bıraksalar bin yıl değişmeden kalacak sanki. Nihayet otobüs kalkıyor, kornasını uzun uzun çaldıktan sonra.

İran’da Şiraz’dan Yezd'e giden otobüse laf etmiştim, bu ona da rahmet okutturacak gibi. Tüm Pakistan otobüslerinde olduğu gibi bunun da dışında süslemeler, resimler var ama hepsi o kadar. Otobüs her manevra yapışta ortadan ikiye ayrılacakmış gibi sesler çıkarıyor, tavan ise üstüne yüklenen eşyalarla beraber sürekli esneme halinde. Ve en önemlisi yoldaki tüm kasisleri insan hissedebiliyor, böyle de bir güzelliği var. Taftan-Quetta yolunun sadece iki-üç saatlik kısmında yol düzgün, zaten o ara biraz uyudum, geri kalan kısımlar hali ile bozuk.

Otobüs mola verdiğinde dışarı ciftim. Hava epey kararmış olmasına rağmen sıcak bir çöl rüzgâr esiyor. Otobüstekiler, mola yerinde yere serilen kilimler üzerinde yemek yerken, ben ayaklarımı açmakla meşgulüm. Moladan sonra sofora müziği açıyor, farklı, değişik bir müzik. Arka planda hafif, ritmik bir tempo üzerine solistin yükselip alçalan bir tonda şarkı söylediği, dikkati verince insanı uyuşturan, afyonlaştıran bir müzik bu. Dışarıda, otobüsün farları kum tepeciklerine vurduğunda da sanki Uzerlerine kar yağmış gibi görünüyorlar. Ne garip.

13 saatlik yolculuğun ardından sabaha karsı dört gibi Quetta'ya varıyor otobüsümüz. Hava daha karanlık. Eşyaların otobüsün tavanından indirilmesini beklerken esi burkalı bir adam, eşine bir metreden fazla yaklaşan erkekleri itekleyip duruyordu. Etrafta fazla kimse yok; kopekler, sokakları süpüren bir çöpçü, bisikletli birkaç Pakistanlı. Taftan ‘da tanıştığım Pakistanlılarla birlikte gara doğru bos Quetta sokaklarında hep beraber yürüdük.

Sabah hava aydınlandığında, Kandahar pazarda para bozdurup gara geri dondum. Günün ışıması ile birlikte sokaklar rikşalar, bisikletler, Suzuki marka küçük minibüsler, Toyota ciplerle dolu. Quetta deniz seviyesinden 1700 metre yukarıda, çölde bir vaha. Havada bunaltıcı bir sıcak yok ama inanılmaz bir hava kirliliği var.

Garın yakınındaki yerde beklerken parato yiyip çay içerken etrafıma doluşan Pakistanlılarla muhabbete başladım. Burada cay söylediğinizde sütlü cay getiriyorlar. Konuştuğum Pakistanlıların hepsi de biran önce Iran, Türkiye üzerinden kaçak olarak Yunanistan’a gitme niyetinde. Bazıları Türkiye’de de çalışmış. Bir akşam daha Quetta ‘da kalma niyetindeydim ama sonra fikrimi değiştirip Lahor'a giden Cafer Express'e bilet aldım.



Belucistan

Seyahat

Hindistan'da etkin bir demiryolu ağı mevcut, ancak önceden bilet almanız gerek. Bileti aldığınızda "Bekleme Listesinde" (WL) iseniz onaylanıp onaylanmadığını tren kalkmadan önce asılan listelerden kontrol edin.