Ana Sayfa Seyahat Notları Amritsar

Amritsar

Lahor'dan sınır kasabası Wagah'a ulaştıktan Pakistan ve Hindistan tarafındaki işlemler sandığımdan da uzun sürdü. Pakistan tarafında, tüm vizelerimi iyice kontrol ettikten sonra pasaporttaki Hindistan vizesinin fotokopisini çekti görevli, çantayı kontrol edecek elemanı bulmak da on-on beş dakika tuttu. Ardından beş yüz metrelik 'insansız bölge' ve Hindistan tarafı. Benimle beraber, sıra halinde Pakistanlı hamallar da baslarının üzerinde tasdikleri kolileri sınır çizgisine kadar getirdikten sonra çoğunluğu Sih hamallar bunları Hindistan tarafında götürüyordu.

Hindistan gümrüğüne geldiğimde ise, görevli pasaportumu aldıktan sonra sürekli yüzünü buruşturuyor, anlamadığım bir şeyler söylüyordu. Vizemi bir acenteden alıp almadığımı sordu önce, sonra vizenin sahte olduğunu söyledi, ardından konsolosluktan kimden aldığımı, kaç para verdiğimi ve bunun gibi bir suru sorunun ardından nihayet giriş damgasını bastı.

Saat üç gibi işlemleri bitirdiğimde, kalıp sınır kapama törenini görmeye niyetliydim. İri yarı askerlerin hınçla yürüdükleri, birbirlerini alt etmeye çalıştıkları bu törenden kitaplarda bahsediliyordu. Ama seremoniye daha üç saat var. Fikrimi değiştirip Amritsar'a gitmek için taksilere pazarlık etmeye başladım. 550 rupi istediler önce, 250'ye anlaştık.

Hindistan tarafına geçiş sadece tabelalardaki, ilanlardaki ipe asili gibi duran yazılarıyla değil, her şeyiyle kendini belli ediyor. Mandalar, çamurda debelenen domuzlar, kadınların giysileri, çocuklar, ve tabi ki başıboş inekler...

Her şeyiyle farklı.

Yarım saat sonra Amritsar'a varıyoruz. Buradaki tren istasyonundan Altın Tapınak'a giden ücretsiz otobüsler var. Otobüs geldiğinde hınca hınç doluyor benim binmeme fırsat kalmadan, mızraklı Sih muhafızları bile otobüsün tavanına çekiyorlar. Bir sonrakine inşallah derken 15-20 dakika sonra bir otobüs daha geliyor. Bu sefer oldukça tenha, yani ayakta fazla kimse yok. Giderken, sofora bir ilahi kasetini de teybe koyduğunda, otobüsteki çoğu kişi de ilahilere eşlik ediyordu.

Tapınağa girince, yabancılar için ayrılmış olan koğuşa yöneldim önce. Epey turist burada kalıyor, koğuştaki son bos yatağa çantamı bıraktıktan hemen sonra tapınağı gezmeye koyuldum.

Altın Tapınak, Sih’lerine en kutsal mekânı, Hari Mandir yada Darbar Sahib adıyla da biliniyor. Amrit Sarovar gölü etrafına inşa edilmiş, Altın Tapınak ise bu golün ortasında yer alıyor. Sih müzesi, hacıların yürüdükleri Parkarma, Sih parlamentosunun toplandığı Akal Takht da golün etrafında bulunuyor. Tapınağın hemen girişinde, günde otuz bin kişiye ücretsiz yemek verilen 24 saati acık bir yemekhane de var. Menu oldukça sade, dhal ve capati, ama oldukça doyurucu.

Altın Tapınak ‘tan yükselen dua sesleri tapınağın her tarafı dolduruyor. İçeri girmek için yöneldiğimde, girişteki görevliler ayakkabılarımı çıkarmamı ve basımı örtmem gerektiğini söyledi hemen. Bir kutudan, dışarıdan gelenler için ayırdıkları örtülerden bandana yapıp içeri girdim. Günesin batmasına biraz vakit var, ama etkileyici bir şekilde parlıyor tapınak. Golün etrafını dolaştım önce Sih hacıları ile birlikte, çoğu duydukları ilahilere eşlik ediyor. Mermer yüzeyleri sürekli silip temizleniyor, gördüğüm kadarı ile bunu gönüllü olarak yapıyor hacılar. Buradaki ruhani yoğunluk neredeyse elle dokunulacak kadar yoğun.

Sihlerde saçları kesmemek, ahşap veya fildişi tarak taşımak, kısa pantolon giymek, çelik bilezik takmak ve Kilic taşımak, beş önemli kural. Saç ve sakal uzatma kuralı nedeniyle saçlarını toplayarak türbanlarının altında saklıyorlar, bu yüzden kolaylıkla ayırt ediliyorlar.

Sih dini, Guru Nanak tarafından 1469 tarihinde kurulmuş. Temelde Hinduizm’i alan inanış, İslamiyet’ten - özellikle sufi İslam’dan - etkilenmiş. Tek tanrıya inanılıyor, puta tapmak yasak. Hinduizm ile arasındaki en önemli fark Sihlerin kast sistemine ve hac ziyaretlerine karşı olmaları. Sihlerin kutsal kitabi olan Granth Sahib, 10 Sih Gurusu tarafından hazırlanırken çeşitli Hindu ve Müslüman yazıtlarından yararlanılmış. Sih dininde 10 temel gurunun sonuncusu 1708 yılında ölmüş.

Guru Köprüsü’nden geçerek tapınağa doğru diğer hacılarla birlikte ben de ilerledim. Tapınakta, Sih’lerine kutsal kitabi Guru Granth Sahib okunuyor. Kitap ayrıca, golün etrafındaki diğer üç noktada da 24 saat kesintisiz okunuyor.

Sih’ler oldukça misafirperver insanlar. Biri yanıma yaklaşıp nereden geldiğimi sordu, ardından tapınağı, kutsal kitaplarını, hacıları anlattı. Kitabin okunduğu yerlerde tek tanrı inancını sembolize eden sekli de gösteriyor. O'na su anda kitaptan okunan duyduğumuz kısmı tercüme edip edemeyeceğini soruduğumda Granth Sahib ‘in Gurwaki Pencabi dilinde yazılmış olduğunu, okunan kısmi bildiğini, ancak tercüme edemediğini söyledi. Okumak için eğitim almak gerekiyormuş. Ayrıca kimlerin bu eğitimi alacağına, kimlerin guru olacağına, kimlerin Sih inancına kabul edileceğine Sih meclisi karar veriyormuş.

Tapınağın dışına çekip biraz etrafı gezdim. Cep telefonu reklamları, bisikletli rikşalar, motosikletler, tatlıcılar, seker kamışı suyu çıkaranlar, muz satanlar, dilenciler, turban satıcıları, hepsi.. Yeni olan her şeyin bu kazanın içinde eriyip kaçınılmaz bir bicimde onun parçası olacağını hissediyor insan.

Yakınlardaki bir restorana gidip sipariş verdikten sonra açık olan televizyonu seyre daldım. Sanırım bir filmin soundtrack'i, ya da bana öyle geliyor. Çünkü olaylar o kadar hızlı ilerliyor ki, bildiğimiz anlamda klip olamaz, neredeyse bir film kadar çok olay geçiyor içinde. Konsantre film. Üstelik görüntüleri, çekimleri de güzel -hollywoodvari. Ardından bitiyor, bir başka klip başlıyor. Bunda da aynı yoğunluk, olaylar, kovalamacalar, kavuşmalar falan.. Yorucu.

Altın Tapınak'ın hemen yakınında yer alan Jallianwalla Bagh, 1919 yılında Hindistan’ın bağımsızlığı için gösteri yapan 2000 kadar Sih, Hindu ve Müslüman sivilin İngilizler tarafından katledildiği yer. Gandi filminde buradaki sahneler de vardı. İngiliz askerlerinin kursun delikleri çerçeve içine alinmiş. 120 kişinin cesedinin çıkabildiği 'Şehitler Kuyusu', küçük müzenin hemen yani başında. Bazı Hintliler hatıra olarak anıtın başında resim çektiriyorlardı, ama burada ne resim çektirmeyi, ne de göndermeyi düşündüm.

Altın Tapınak ‘tan ayrılırken bir miktar bağış bırakıp Dharamshala'ya, Dalai Lama'nin mekânına doğru yola devam ettim.


Seyahat

Ülkelerin banknotları çoğunlukla farklı renklerde ancak bazen aynı renkte de olabiliyor. Örneğin Vietnam'da 20.000'lik banknot ile 5.000'lik banknot aynı renkte. Para üzeri alırken dikkatli olun.