Ana Sayfa Seyahat Notları

Seyahat Notları

Yolculuk sırasında dostlarıma gönderdiğim gezi yazılarını aşağıda bulabilirsiniz.

Tebriz

Yaklaşık 20 saatlik yolculuktan sonra Doğu Beyazıt’a vardım. Uzaktan görünen anız ateşleri, yarım şeride inmiş yollar derken Erzurum'dan sonra görüntüler daha da değişmeye başlıyor. Toprak renkli kerpiç evler, tezek kuleleri, ırmakta yüzen çocuklar, boş fabrikalar.. 

Tahran

Sabah Tahran'a vardıktan sonra Bazaar'a doğru yola koyulduk. Trafik Tebriz'deki kadar yoğun ama buradaki trafikte motosikletler o kadar çok ki bir sure sonra yollarda sadece motosikletlerin sesleri duyuluyor.

İsfahan

İranlılar, 'Nisf-i cihan' diyorlar Isfahan için, yani cihanın yarısı. Bu eski başkentin tarihi Sasanilere kadar gidiyormuş, kitapta yazdığına göre. Selçuklu dönemi, ardından Moğol istilası ve sonrasında Şah Abbas dönemi.

Şiraz

İran denince akla İsfahan, mollalar, Acem bahçeleri kadar Persler ve şairleri de geliyor. O yüzden güneye, Şiraz’a doğru gitmeye karar veriyorum. Özellikle de Persepolis'i görmek için.. İsfahan'daki otelden sabah erkenden çıktıktan sonra Terminal Kaveh'e yola koyuldum.

Yezd

Yezd, Lut ve Kavir çöllerinin kıyısında, Unesco tarafından da kültür mirası olarak sayılan antik kerpiç evleri ile İran’daki gezeceğim son şehir. Ayrıca, Zerdüştlerin 'Sessizlik Kulesi', ateş tapınakları da yer alıyor burada.

Belucistan

Uzayıp giden ufka doğru baktığınızda doğanın sertliği, ıssızlığı tüm açıklığıyla gözler önünde. Lut çolunu gece geçtim, o yüzden çok fazla görme imkânım olmadı ama bir çölü, Taftan çölünü üstelik içinden geçerek daha yakından görüyorum.

Lahor

Lahor kalesi civarlarında inince Alamgiri kapısına kadar yürüyerek gittim; dilenciler, parato, sütlü cay satanlar, otobüs yada Suzuki dolmuş bekleyenler arasından. Kale, eski şehrin sınırları içerisinde, pek çok kereler yıkılıp tekrar inşa edilmiş.

Amritsar

Altın Tapınak, Sih’lerine en kutsal mekânı, Hari Mandir yada Darbar Sahib adıyla da biliniyor. Amrit Sarovar gölü etrafına inşa edilmiş, Altın Tapınak ise bu golün ortasında yer alıyor. Sih müzesi, hacıların yürüdükleri Parkarma Akal Takht da golün etrafında bulunuyor. 

Dharamsala

Dharamsala, yukarı ve aşağı Dharamsala olmak üzere iki bölgeden oluşuyor, ikisi arasında 10 kilometre kadar fark var. Gideceğim yer, yukarı Dharamsala, diğer bir adi ile McLeod Ganj. Bu yer aynı zamanda sürgündeki Tibet hükûmeti ile birlikte anılıyor.

Rishikesh

Dharamsala'dan akşam sekiz gibi otobüs kalktıktan sonra sokaklardan, girdiği mahalle aralarından yolcu toplamaya başladı önce. 'Bütün yol boyunca böyle mi devam edecek?' diye düşünmeden edemiyor insan, çünkü yol az buz değil, onaltı saatten fazla.

Jaipur

Jaipur, Racistan eyaletinin başkenti ve en büyük şehri. Nam-i diğer 'Kırmızı şehir', şehrin eski kısımlarındaki binaların renginden dolay bu adı almış. Burası ayni zamanda tur operatörlerinin Delhi-Agra-Jaipur 'Altın Üçgeninin' Racistan'daki ayağı.

Pushkar

Jaipur'dan ayrıldıktan sonra batıya, Racistan’ in içlerine doğru devam ettim. Sırada Pushkar var. Pushkar, Hindularca kutsal sayılan, Ajmer yakınlarında ufak bir kasaba. 

Jodhpur

Jodhpur, Racistan'in 'Mavi şehri'. Jaipur ve Puşkar'daki gibi, Jodhpur da bu adi eski şehir, kale surları içinde bulunan evlerin renginden dolay alıyor. Tar çölünün kıyısında bulunan şehir, Jaipur'dan sonra Racistan'in ikinci büyük şehri imiş. 

Jaisalmer

Jaisalmer, Racistan'in 'Altın Şehri'. Bu adi kum rengi evlerinden, kalesinden, sokaklarından alıyor. Tar çölünün ortasında, ve aynı zamanda da çok turistik. Burası, diğer Racistan şehirlerinden daha çok adını hak ediyor. Her yer sahra kumu renginde.

Udaipur

Udaipur, Racistan'in en romantik, en albenili şehri, adeta Racistan'in incisi. Pichola Gölü, ve bu gölün üzerindeki Jagniwas ve Jagmandir adaları burayı bu denli çekici kılıyor. Bir göl, bir şehre ancak bu kadar güzellik katabilir. 

Agra

Agra'ya yaklaştıkça Ganj de kendini gösteriyor, etraf değişmeye başlıyor. Her yer yeşillik, tarlalar, ağaçlar.. Yol kenarındaki bataklıklar da çoğalmaya başladı. Bataklıkların hemen dibine kurulmuş köyler, bataklık kenarında oynayan çocuklar

Varanasi

Varanasi, Hindular için en kutsal kentlerden biri. Burası ölmeye gelinen bir şehir, bir nekropol. Ganj'ın kıyısında yer alıyor. Nüfusu çok fazla değil, ama nehrin sadece bir tarafına yığılı olduğu için oldukça kalabalık bir görüntüsü var. 

Pokhara

Sabah erkenden davul sesleri ile uyandım. Gölün ustu kalın bir sis tabakası ile örtülü. Sisin içinden ağır ağır, uzaktan uzaktan davul sesleri duyuluyordu. Seslerin nerden geldiğini kestirmek güç. Sisin içinden, mistik bir şekilde geliyor.

Kathmandu

Katmandu’ya gelirken yine yol boyunca 4-5 defa askeri kontrolden geçtik. Bizler otobüste beklerken Nepalliler yine kontrol noktasındaki kimlik kontrolünden geçtikten sonra otobüse biniyorlardı. Önce nehre paralel, vadinin kıyısında bir sure gittik. 

Gezi hakkında

Gezinin belki de en belirgin özelliği, bir günün bir hafta gibi geçmesi. Geriye bakıyorum da, Bazargan, tumenciler, Sufiyan aylar öncesinden kalmış gibi. Gezerken o kadar çok şeyi yeni görüp, deneyip, tecrübe ediyor ki insan, bunların çok az bir kısmini aktarabiliyorum.

Yangon

Myanmar'a gidişim biraz sorunlu oldu. Katmandu havaalanında Biman Bangladeş standında check-in için sıra geldiğinde görevli önce bilete bakıp, ardından bir başka görevliyi kâgirdi, bize de 'Bir kenarda bekleyin' dedi.

Bagan

Bagan, Myanmar'daki hatta Güneydoğu Asya'daki en önemli turizm merkezlerinden biri. 3000'den fazla pagoda, stupa burada yer alıyor. Bagan, Nyang U, Old Bagan ve New Bagan olarak üç bölgeden oluşuyor. 

Mandalay

Mandalay'in antik bir geçmişi yok. Kuruluş tarihi 1857 imiş. Efsaneye göre de buradaki Mandalay tepesine çıkan Buda, 2400 yılında burada bir şehir kurulacağını söylemiş, bu tarih Budist takvimine göre. 

Inle Gölü

Phin U Lwin'den öğlen gibi Mandalay'a geri döndükten sonra pikapla terminale geldik. Otobüs kalkmak üzereymiş, o da dolu ama sadece yolcu ile değil. Tüm bagaj yerleri dolu, arka üç sıra tepeleme yaprak kolileri ile dolu, 

Altın Kaya

Bago'daki 50 metrelik devasa Buda heykellerini, Budist manastırlarını, pagodaları gördükten sonra Golden Rock için doğuya, Kinpun köyüne yola çıktım. Golden Rock, Kyaikto dağında yer alıyor, buraya en yakın yer de Kinpun koyu ise dağa yaklaşık 10 km uzaklıkta

Siem Reap

Angkor, 9 ve 13. yy'lar arasında Khmer uygarlığının zirvede olduğu yıllarda yapılan yüzlerce tapınak, anıt, sarayları içeriyor. Şimdiki Kamboçya nüfusunun büyük bölümünün Budist olmasına rağmen, burada yaralan tapınaklar Hindu tapınakları. 

Ho Chi Minh City (Saigon)

Pham Ngu Lao'da bir hotele yerleştikten sonra dışarı dolaşmaya çıktım. Caddenin bir tarafındaki asılı bayraklar yıldızlı Vietnam bayrakları, diğer tarafta ise orak-çekiçli bayraklar.

Mekong Delta

Mekong Delta turunda önce Mytho'da tekne turunun ardından Ben Tre adasına geliniyor. Buradaki dar kanalların, palmiye ağaçlarının arasından kanolarla geçip şekerleme, pirinç kâğıdı gibi çeşitli imalathaneleri geziyorsunuz. 

Mui Ne

Mui Ne, Güney Çin Denizi kıyısında çok sakin bir balıkçı kasabası. Yaklaşık 11 km'lik kumsal boyunca resort hoteller, guest house'lar sıralı. Kaldığım üç gun boyunca hava çok güzeldi, açık ama rüzgârlı. 

Hue

Hue, Hoi An gibi Unesco kültür mirası içinde yer alan bir şehir. Vietnam’ın neredeyse tam merkezinde bulunuyor. 1954-1975 arası Kuzey ve Güney Vietnam’ı ikiye ayıran Tarafsız Bölge (Demilitarized Zone) şehrin 90 km yakınında. Parfume nehri de, şehri ikiye ayırıyor. 

Ha Noi

Yaklaşık 12 saatlik otobüs yolculuğundan sonra sabaha karşı Ha Noi'ye vardığımda yağmur çiseliyordu. Getirdikleri hotel yine biraz pahalı çıktı, ama Old Quarter denilen yere ve diğer civar yerlere yakın, daha ortada kaliyormus.

Vientaine

Ha Noi-Vientaine otobüsü için önce taksi ile şehrin kenar mahallelerinden birine geldik, hava yaklaşık bir saat kadar önce karar misti. Otobüs 10-15 dk. sonra geldi, ama içi tamamen Laoslularla ve onların bagajları, eşyaları ve tavukları ile dolu.

Luang Prabang

Luang Prabang, başkent Vientaine ‘den yaklaşık 10 saat uzaklıkta. Lüks otobüslerle ya da ikinci sınıf otobüslerle gelmek aslında çok fark ettirmiyor, çünkü 3 saatlik Vang Vieng yolundan sonra otobüsler yukarılara, dağlara doğru tırmanmaya başlıyorlar. 

Bangkok

İlk geldiğim zaman, önce Khao San'da, cadde üzerindeki bir hotelde zorlukla da olsa bir yer buldum. Ama burada hayat hiç durmuyor, sabaha kadar gürültüden uyuyamadım. Ertesi gün eşyaları tekrar toplayıp birkaç günlüğüne kalmak için Kanchanaburi'ye yollandım. 

Tayland Adalar

Koh Pha Ngan, 'Full Moon' partileri ile ünlüymüş, buraya gelince hemen kendini belli ediyor, her tarafta ilanları asılı. Full moon'larin dışında 'Half Moon', 'Full Moon'a Hazırlık' falan diye başka parti ilanlarını da her tarafa asmışlar.

Borneo

Bako Ulusal Parkına biraz da Probiscus maymunlarını görmek için geldim. 'Ormanın Pinokyolari' probiscus'lar uzun, kırmızı burunları var. Probiscus'larin yerel dildeki adları 'Orang Belanga' imiş, yani Hollandalı.

Sumatra

Danau Toba, Maninjau gibi bir krater gölü. Özelliği dünyanın en büyük krater gölü olması ve bu krater gölünün üzerinde bir başka adanın bulunması. Sanırım dünyada bu şekilde ikinci bir yer daha yok. 

Singapur

Singapur, küçük, ufacık bir ada üzerine kurulu, Asya’nın en modern ülkelerinden biri. Aynı zamanda da gezdiğim ülkeler içinde en pahalı olanı. Oldukça teknolojik, temiz ve modern bir ülke, daha doğrusu bir şehir-devlet.

Bir Fotoğrafın Hikayesi

Bu fotoğrafın diğerlerinden biraz farklı bir hikayesi var.Bangkok'a ilk geldiğimde dolaşırken turistik kartpostallardan birinde Wat Arun, diğer adıyla da Gün Batımı tapınağının bir resmini görmüştüm.

Hürriyet Seyahat ekinden..

Paskalya Adası, Şili'nin 3700 kilometre batısında, Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki Polinezya adalarından biri. Gökçeada'nın yarısı büyüklüğündeki bu kara parçası üç volkanın patlamasıyla oluşmuş.